SEVDIGIM SIIRLER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
SEVDIGIM SIIRLER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Mart 2012 Pazartesi

CAN YÜCEL´DEN

Yolun bitimine kadar gelmeleri şart değil. Herkesin gidebileceği bir yol vardır. Sen yeter ki, kendin kalabilmeyi becer. Çünkü kendinden başka kimseye mecbur değilsin'. Zorlama kendini,
Bırak yanındaki seni mutlu ettiği sürece seninle gelsin.Sen istemediğin sürece, hiçbir şey için ödün vermemelisin.
Çünkü uğruna fedakarlık yaptığın kişi, yarın seni unutabilir. Ve unutma;

* Aynı dili konuşanlar değil , aynı duyguyu paylaşanlar anlaşabilir...*

EMMA BOMBECK´TEN KANSERDEN ÖLMEDEN ÖNCE YAZDIKLARI

"Hayatımı yeniden yaşayabilseydim eğer;
Hastayken yatağa girer dinlenirdim. Ben olmadığım zaman her şey kötüye gidecek diye düşünmezdim..
Gül şeklindeki pembe mumu saklamaz yakardım..
Daha az konuşur, ama daha çok dinlerdim..
Yerler kirlense, masa örtüm lekelense bile daha çok arkadaşımı akşam yemeğine davet ederdim..

Oturma odasında TV seyrederken, patlamış mısır yer, şömineyi yakmak isteyen birisi olduğunda ona engel olmazdım.. Yerler leke olacak diye korkmazdım.. Bana gençliğini anlatmaya çalışan dedeme daha çok vakit ayırırdım.. Kocamın sorumluluklarını daha çok paylaşırdım..

Saçım bozulmasın diye, arabanın camının açılmasını önlemezdim..
Eteğimin lekelenmesine aldırmadan çimlere otururdum..
TV seyrederken daha az, hayata bakarken daha çok ağlar ve gülerdim.. Ömür boyu garantilidir denilen hiçbir şeyi satın almazdım..

Hamileliğimin bir an önce sona erip, doğum yapmayı dilemek yerine, hamile olduğum her anın tadını çıkarır ve içimde bir canlı yaratmanın ne kadar harika olduğunu fark ederdim.. Bu o kadar nadir bir olay ki.. Mucize gibi bir şey..

Çocuklarım beni öpmek istediklerinde, asla "Önce git ellerini yüzünü yıka" demezdim.. Onlara daha çok "seni seviyorum", ondan da daha çok "özür dilerim" derdim..
Ama başka bir hayat verilseydi en çok yapacağım şey; her dakikasını değerlendirmek olurdu..

Dikkatle bak.. Gerçekten gör.. Yaşa.. Vazgeçme..
Küçük şeyler için şikayet etmekten vazgeç..
Bana benzemeyenler, benden daha çok şeye sahip olanlar ve kimin ne yaptığı beni ilgilendirmezdi..
Bunun yerine, ilişkilerimi güçlendirmeye çalışırdım..
Sahip olduğunuz ruhsal, fiziksel ve duygusal her şey için Allah'a şükredin..
Tek bir hayatınız var ve bir gün sona eriyor.. Umarım her gününüzü değerlendirirsiniz.."

9 Mart 2012 Cuma

GECE TÜRKÜSÜ NIETZSCHE

Gecedir: şimdi bütün fıskiyeler daha gür sesle konuşurlar.Benim ruhum da bir fıskiyedir! Gecedir: ancak şimdi sevenlerin bütün türküleri coşar.Benim ruhum da bir sevenin türküsüdür!

Içimde dindirilmemiş dindirilemez bir şey var.Bu sesini yükseltmek istiyor. Içimde bir sevme isteği var ki aşkın dilini konusuyor. Ben ışığım, keşke gece olsaydım! Ama ışıkla çevrili olmak benim yalnızlığımdır.

Ah, gece ve karanlık olsam! Işığın memelerinden nasıl emmek isterdim! Küçük parlak yıldızlar ve üstümüzdeki ateş böcekleri sizide kutsamış ve ışık armağanınızdan dolayı mutlu olmak isterdim. Fakat ben kendi ışığım içinde yaşarım ve kendimden çıkan alevleri kendim içerim.

Ben, almaktaki mutluluğu bilmem ve çoğunda çalmanın almaktan daha hayırlı olduğunu düşünürüm. Benim fakirliğim odur ki, elim armağan vermekten uslanmaz. Bekleyen gözlerin ve özlemin aydınlık gecelerini görmek, benim kıskançlığımdır.

Ah, bütün armağan verenlerin bahtsızlığı! Ah, güneşimin kararması! Ah, istemek tutkusu! Ah, tokluk içinde açlık. Bunlar, benden alırlar; ama ruhlarına da dokunmuyor muyum? Vermekle almak arasında bir uçurum vardır ve en küçük çukura bile en sonunda köprü kurulur.

Güzelliğimden bir açlık doğuyor. Aydınlattıklarıma acı vermek ve armağan ettiklerimden çalmak istiyorum. Kötülük yapmaya o kadar susadım ki!... Elime doğru bir el uzandığı zaman geriye çekebilmek, düşerken yavaşlayan bir şelale gibi gecikmek... Kötülük yapmaya böyle susuyorum. Benim zenginliğim böyle bir intikam düşünüyor. Benim yalnızlığımdan böyle bir hile kaynıyor.

Armağan vermekten duyduğum mutluluk, armağan verirken öldü; erdemim kendi cömertliğinden bezdi. Boyuna armağan veren, utancı kaybetmek tehlikesiyle karşı karşıyadır. Sürekli dağıtanın eli ve kalbi, dağıtma yüzünden nasırlaşır.

Gözüm dilencilerin utancı karşısında yerinden fırlamıyor artık. Elim, dolu ellerin titremesine kayıtsız artık. Özüme yaş ve kalbime keder nereden geldi? Ah, bütün armağan verenlerin yalnızlığı! Ah, bütün parlayanların suskunluğu!

Boş uzayda birçok güneş dönüyor. Onlar bütün karanlıklara ışıkla seslenirler; ama bana karşı susarlar. Ah! Işığın parlayan şeylere karşı düşmanlığı şudur ki yoluna insafsızca devam eder. Parlayan şeylere gönülden bezgin, güneşlere karşı soğuk, her güneş böyle döner. Güneşler yörüngelerinde bir fırtına gibi uçar, onların çevrimi böyledir. Sarsılmaz iradelerin peşinde gider. Onların soğukluğu budur. Ah, karanlık geceler! O parlayan şeylerden sıcaklığı yayan sizsiniz! Işığın memelerinden sütü ve serinletici iksiri emen sizsiniz. Ah, etrafım buz gibi; elim buz içinde yanıyor. Ah, içimde sizin susuzluğunuza karşı bir susuzluk var.

Gecedir: ne yazık ki ben ışık olmaya, gecelerin susuzluğunu çekmeye ve yalnız olmaya mecburum.

Gecedir: arzum bir pınar gibi içimde kaynıyor, konuşmak istiyorum.

Gecedir: şimdi bütün fıskiyeler daha gür konuşur. benim ruhum da bir fıskiyedir.

Gecedir: ancak şimdi bütün sevenlerin şarkıları uyanır. benim ruhum da bir sevenin şarkısıdır."



NIETZSCHE

2 Mart 2012 Cuma

JORGE LUIS BORGES´IN SIIRLERINDEN

Wenn ich mein Leben noch einmal leben könnte,
im nächsten Leben, würde ich versuchen, mehr Fehler zu machen.
Ich würde nicht so perfect sein wollen,
ich würde mich mehr entspannen,
ich wäre ein bisschen verrückter, als ich gewesen bin,
ich würde viel weniger Dinge ernst nehmen,
ich werde nicht so gesund leben,
ich würde mehr riskieren,
ich würde mehr reisen, Sonnenuntergänge betrachten,
mehr bergsteigern, mehr im Flüssen schwimmen.
Ich war einer dieser klugen Menschen, die jede Minute ihres Lebens fruchtbar verbrachten; freilich hätte ich auch Momente der Freude, aber wenn ich noch einmal anfangen könnte,
würde ich versuchen, nur mehr gute Augenblicke zu haben.
Falls du es nich nicht weißt, aus diesen besteht nämlich das Leben.
Nur das Augenblicken; vergiss nicht den jetzigen.
Wenn ich noch einmal leben könnte, würde ich von Frühlingsbeginn an bis Spätherbst hinein barfuß gehen.
Und ich würde mehr mit Kindern spielen, wenn ich das Leben noch vor mir hätte.
Aber sehen Sie... ich bin 85 Jahre alt und ich weiß, das ich bald sterben werde.


Arjantinli Sair JORGE LUIS BORGES´in ölümünden 2 yil önce yazmis oldugu siir.

Hayatimi bir kez daha yasayabilecek olsaydim, diger yasamimda daha cok hata yapardim.
Mükemmel olmak istemezdim,
daha cok dinlenirdim,
oldugumdan birazcik daha deli olurdum,
cok daha az seyleri ciddiye alirdim,
cok da saglikli yasamazdim,
daha cok risikoya atilirdim,
daha cok seyahat eder ;günesin batisini seyrederdim,
daha cok dagacikar,daha cok nehirlerde yüzerdim.
Ben hayatinin her dakikasini verimli geciren akilli adamlardan biriydim; elbette mutluluk zamanlarim oldu; fakat tekrar baslayabilseydim,sadece güzel anlar icin cabalardim.
Eger hala bilmiyorsan:hayat bunlardan olusur aslinda.
Sadece anlardan; simdiyi de unutmadan.
yeniden yasayabilseydim,ilkbaharin baslangicindan sonbaharinsonuna kadar yalin ayak gezerdim.
Ve daha cok cocuklarla oynardim,eger önümde yasanacak dahacok hayatim olsaydi...
Fakat görüyorsunuz ki...Ben 85 yasindayim ve yakinda ölecegimi biliyorum.

HEINRICH HEINE´NIN SIIRLERINDEN

Anfangs wollt ich fast verzagen,
Und ich glaubt, ich trüg es nie;
Und ich habe es doch getragen,
Aber frag mich nur nicht, wie?

                           Heinrich Heine

25 Şubat 2012 Cumartesi

YALIN

Her seven
Sevilenin boy aynasidir.
Sevmek,
Sevilenin o aynaya bakmasidir.

ÖZDEMIR ASAF

YAVAS YAVAS ÖLÜRLER

Yavas yavas ölürler
Seyahat etmeyenler,
Yavas yavas ölürler okumayanlar,
Müzik dinlemeyenler,
Vicdanlarinda hos görmeyi barindirmayanlar.


Yavas yavas ölürler
Izzet-i nefsini yikanlar
Hicbir zaman yardim istemeyenler.


Yavas yavas ölürler
Aliskanliklara esir olanlar,
Hergün ayni yollari yürüyenler,
Ufuklarini genisletmeyenler.
Elbiselerinin rengini bile degistirme riskine bile girmeyen,
Veya bir yabanciyla konusmayanlar.
Yavas yavas ölürler
Ihtiraslardan ve verdikleri heyecanlardan kacinanlar,
Tamir edilen kirik kalplerin gözlerindeki piriltiyi görmek istemekten kacinanlar
Yavas yavas ölürler


Yavas yavas ölürler
Askta veya iste bedbaht olup istikamet degistirmeyenler,
Rüyalarini gerceklestirmek icin risk almayanlar,
Hayatlarinda bir kez dahi mantikli tavsiyelerin
Disina cikmamis olanlar
Yavas yavas ölürler


PABLO NERUDA

OKTAY RIFAT´IN GÜNSONU KONUSMASINDAN


Benzemezler insan dostlarima
Agaclar gölgesini esirgemez
Günes köpekten daha sadik
Dizlerime sicrar,ellerimi isirir,
Karsilik beklemeden.
Hele kuslar!
Avcilara bile kin beslemezler.

DÜNYANIN ILK ASK MEKTUBU

Milattan önce 2500´lü yillarda Mezopotamya´da yasayan ENLIL isminde Sümerli bir rahibe Sümer Krali SU-SIN´e asikti. Sümerlilerin yeni sene bayraminda tesadüfen kralin gözüne carparak onunla evlenmeye muvaffak oldu. Evlendigi günde sevgilisi krala bir siir yazdi. Gercek sevginin sembolü olan siir sarayda o kadar begenildiki daha sonra o devrin en ünlü müzisyenleri tarafindan bestelendi ve kisa zamanda halk arasinda yayildi.

Güveyi, kalbimin sevgilisi
Senin güzelligin fazladir, bal gibi tatli.
Beni büyüledin.
Senin önünde titreyerek durayim.
Güveyi, seni oksayayim.
Benim kiymetli oksayisim baldan hostur.
Bagisla bana oksayislarini
Benim beyim Tanrim
Benim beyim bayginligim
ENLIL´in kalbini memnun eden SU-SIN´im.
Bagisla bana oksayisini.

Güzel bir rahibenin 4500 sene önce bir krala civi yazisiyla taslara kazidigi dünyanin ilk ask mektubu bugün Istanbul Arkeoloji Müzesinde bulunmaktadir.

19 Şubat 2012 Pazar

CAN YÜCEL´DEN

Öyle herkesi sevmeyeceksin..
Seviyorum' demeyeceksin !
Seni seviyorum' diyebilmek için gerekirse bir ömür bekleyeceksin.

Can Yücel

CEMAL SÜREYA´DAN

Akıla gelen, başa gelir diyorlar ya, yalan !
Öyle olsa, milyonlarca sen düşerdi başıma.

Cemal Süreya

18 Şubat 2012 Cumartesi

NAZAR YAHYA KEMAL BEYATLI

Gece, Leylâ’yı ayın on dördü
Koyda tenha yıkanırken gördü.
“Kız vücûdun ne güzel böyle açık!
Kız yakından göreyim sahile çık!”
Baktı etrâfına ürkek, ürkek
Dedi: “Tenhâda bu ses n’olsa gerek?”
“Kız vücûdun sarı güller gibi ter!
Çık sudan kendini üryan göster!”
Aranırken ayın ölgün sesini,
Soğuk ay öptü beyaz ensesini,
Sardı her uzvunu bir ince sızı;
Bu öpüş gül gibi soldurdu kızı.
Soldu, günden güne sessiz, soldu!
Dediler hep: “Kıza bir hâl oldu!”
Tâ içindendi gelen hıçkırığı,
Kalbinin vardı derin bir kırığı.
Yattı, bir ses duyuyormuş gibi lâl.
Yattı, aylarca devâm etti bu hâl.
Sindi sîmâsına akşam hüznü,
Böyle yastıkta görenler yüzünü,
Avuturlarken uzun sözlerle,
O susup baktı derin gözlerle,
Evi rüzgâr gibi bir sır gezdi,
Herkes endîşeli bir şey sezdi.
Bir sabah söyledi son sözlerini,
Yumdu dünyâya elâ gözlerini;
Koptu evden acı bir vâveyla,
Odalar inledi: “Leylâ! Leylâ!”
Geldi köy kızları, el bağladılar…
Diz çöküp ağladılar, ağladılar!
Nice günler bu şeâmetli ölüm,
Oldu çok kimseye bir gizli düğüm;
Nice günler bakarak dalgalara,
Dediler: “Uğradı Leylâ nazara!

MEHLIKA SULTAN YAHYA KEMAL BEYATLI

Mehlika Sultan'a âşık yedi genç 
Gece şehrin kapısından çıktı: 
Mehlika Sultan'a âşık yedi genç 
Kara sevdalı birer âşıktı. 

Bir hayâlet gibi dünya güzeli 
Girdiğinden beri rü'yâlarına; 
Hepsi meshûr, o muammâ güzeli 
Gittiler görmeye Kaf dağlarına. 

Hepsi, sırtında aba, günlerce 
Gittiler içleri hicranla dolu; 
Her günün ufkunu sardıkça gece 
Dediler: ''Belki bu son akşamdır'' 

Bu emel gurbetinin yoktur ucu; 
Daimâ yollar uzar, kalp üzülür: 
Ömrü oldukça yürür her yolcu, 
Varmadan menzile bir yerde ölür. 

Mehlika'nın kara sevdalıları 
Vardılar çıkrığı yok bir kuyuya, 
Mehlika'nın kara sevdalıları 
Baktılar korkulu gözlerle suya. 

Gördüler: ''Aynada bir gizli cihân.. 
Ufku çepçevre ölüm servileri.....'' 
Sandılar doğdu içinden bir ân 
O, uzun gözlü, uzun saçlı peri. 

Bu hâzin yolcuların en küçüğü 
Bir zaman baktı o viran kuyuya. 
Ve neden sonra gümüş bir yüzüğü 
Parmağından sıyırıp attı suya. 

Su çekilmiş gibi rü'yâ oldu!.. 
Erdiler yolculuğun son demine; 
Bir hayâl âlemi peydâ oldu 
Göçtüler hep o hayâl âlemine. 

Mehlika Sultan'a âşık yedi genç 
Seneler geçti, henüz gelmediler; 
Mehlika Sultan'a âşık yedi genç 
Oradan gelmeyecekmiş dediler!..
 
 
YAHYA KEMAL BEYATLI 

MEHMED ALI´YE MEHMED AKIF ERSOY

Bir nüsha-i kübrâ idin, oğlum, elimizde:
Sen benden okurdun seni, ben senden okurdum.
Yüksekliğin idrâkimi yorgun bırakınca,
Kalbimle yetişsem diye, şâirliğe vurdum.
Şi´rin başı hilkatteki âheng-i ezelmiş...
Lâkin, ben o âhengi ne duydum, ne duyurdum!
Yıktım koca bir ömrü de, başkuş gibi, geçtim,
Kırk beş yılın eyyâm-ı harâbında oturdum.
Sen, başka ufuklar bularak, yükseledurdun;
Ben, kendi harâbemde kalıp, çırpınadurdum!
Mağmûm iki üç nevha işittiyse işitti;
Bir hoşça sadâ duymadı benden hele yurdum.

17 Şubat 2012 Cuma

SEVDIGIM SIIRLER

Gitmekle gidilmiyor ki...
Gitmekle gitmiş olamazsın; gönlün kalır, aklın kalır, anıların kalır.

Cemal Süreyya

SEVDIGIM SIIRLER

Bir insana ya benimle olur musun denir, ya da benimle ölür müsün.. İki noktacık değiştirir anlamı, ya sessiz harflerle sessizce gidersin, ya da sesli harflerle ölüm kelimesini bile süslersin.

SEVDIGIM SIIRLER

derki ; Öyle yürekten gözlerime bakma ey yâr!... Gözlerimin sende kalma ihtimali var. Gözlerim eğer sende kalırsa yâr, yüreğimin seni sevme ihtimali var. Yaklaşma bu kadar yürek tenime ey yâr!... Tenimin yanıp kül olma ihtimali var. Alıştırma varlığına bu kadar. Yokluğunun yokluğum olma ihtimali var...

13 Şubat 2012 Pazartesi

FELEK TUGRUL ERBAGI SIIRLERINDEN

Muhtemelen sevgili dayicigimin cok erken kaybettigi yengemin ardindan yazdigi ve kitabinin ilk sahifesinde yer alan siiri.Genc kizken hemen her yazdigi siiri benimle paylasirdi yani ilk duyanlardan olmusumdur. Hep yaninda kagit kalemle dolasir her an aklina gelen güzel cümle ve kelimeyi  not ederdi.Sadece dayim oldugu icin degil cok kültürlü gercekten muhterem bir sahsiyetti.


 FELEK

Kör ol felek! Göz degirdin düstü gözüm önüme,
Yabgulayin düz ucardim, bir ak turnam var idi.
Dost el saya, el sirt döne, merdivenden ineme,
Issigini bek alladin, tümü göynüm eridi.

Ac ölesin kötü felek, düsman oldun ki bana,
Acimasiz degnek ye sen, günü akan yarana,
Can paremi cektin aldin pisman oldun, ki bana:
Havada tüy, suda yaprak, tek basari yar idi.


Ela gözü mey süzere ben doyubum icerdim,
Yüceleri ikiz astim derken elden ucurdum,
Iki kücük kuzu ile zorlu günler gecirdim,
Dalim dökük, gövdem külce, etraf buzlu kar idi.

Ebkem idi, söz erdi, ne yastan, ne kurudan,
Tat alirdi seker ondan, güzel idi huriden,
Kara felek! San Han oldun, gazel estin korudan,
Bilsin alem, ebed öyle, nasil basta bir idi.

Bu dünyanin vari ne ki, ola sanki hici ne,
Gamli gönül dal sen deli bir denizin icine,
Us, düsmani yaren ede, yar ile hos gecine,
Kovuk saray, yazilar köy, daglar sana sar idi.

Silkelenip ihvan ile dört yanina gülmeli,
Bundan kelli deli dumrul sesin pesten gelmeli
Gören hemen her an süren sadik dostun olmali,
Denilmesin hep nem deyi dem döküttü zar idi.

12 Şubat 2012 Pazar

MEVLANA´DAN

Biz ney gibiyiz ve bizdeki inilti sendendir
Biz dag gibiyiz ve bizdeki ses sendendir
Biz ceng gibiyiz ve mizrabi vuran sensin
Feryadi cikaran biz degiliz sensin

Mevlana

HAFIZ´DAN BEYITLER

Sulesine mumun bile güldügü atese ates demezler.
Ates,pervaneyi yakip kül eden atese derler.

Hafiz, Divan ( terc. 130