11 Nisan 2012 Çarşamba

TÜRK GELIN ( 1 )




                                                             TÜRK GELIN (1)
Pervin daha yeni evli sayilirdi. Cok da macerali olmustu evliligi. Evlenene kadar da yüregi agzina gelmisti. Hem babasini bu evlilige ikna edemezse diye telas etmis; hem de kendisinin, esinin evinde kabul görmeyecegi endisesi, bir türlü yok olmamisti icinden. Fakültedeki arkadaslik döneminde bu yöndeki endiselerini dile getirdi ise de; esi o zamanlar ona, “ bizimkiler seni cok istiyorlar "  mesele,     " senin babani nasil ikna edecegiz „ cevabi oluyordu. Cünkü, Pervin, Önder´e anlatmisti; ablasi evlenirken babasinin nasil cildirdigini; kizcagizini nasil zorda verdigini.Gerci, babasi simdi damadini cok severdi her firsatta onlari etrafina toparlar bu üc kardese“ hic darilmayin ama Adem Agabey´inizi    ( eniste) sizden bir gömlek daha fazla seviyorum „ diye  takdirini dile getirirdi.
Önder´in ailesi Türkistan´liydilar ve adetleri , dilleri neredeyse tamamen farkli idi. Bilgi olarak, ailesinin de onlarin Türk ve müslüman olmalarini bilmelerine karsilik; Pervin´in ailesi hic daha bir Türkistanli´ya o yillarda rastlamamislardi. Sayilarida zaten pek azdi. Aile ilk kez Pervin´in evlenmesi söz konusu oldugunda; onu istemeye gelindiginde birilerini yakindan görmüstü.
Pervin´de korkuyordu; ya ayak uyduramazsa; ya da onlar onu istemezse diye icinde de kötü bir his kaybolmuyordu nedense...
Babasi Pervin´in tahmin ettigi gibi kizinin mutlulugunu istemekle birlikte, pek kiymet verdigi büyük kizinin esi olan damadinin araya girmesiyle, Pervin´in Önder´le evlenmesine izin verir.
Öncesinde ise, asker emeklisi olan baba, o sert ve ciddi konusmalarindan birini yapmak üzre sirayla önce, müstakbel damadi, sonra da Pervin´i yan odaya cagirdi. Pervin alisikti kücüklükten beri babasinin bu tavrina; cünkü o konusmalarda edilen sözler son derece dikkate alinir ( kücüklerin bile) ve sözde de durulmasi gerekirdi. Bu hep böyle olmustu yine böyle olacakti elbette.
Baba, derin bir nefes aldiktan sonra yaprak gibi titreyen Pervin´e kizim simdi cok ciddi konusmanin zamani geldi diyerek söze baslar ve... Pervin´in yillarca kulaginda cinlayacak olan su cümleleri siralar: “ Kizim önce sana tesekkür ederim karsima muhatap olarak bir generali ve hatiri sayilir kisileri getirttin. Gördüm ki, oglanin isi iyi ve de efendi biri, anababasi da güzel mesleklere sahipler ülkemizde icra edemiyor olsalarda. Lakin, söz konusu kendi evladim olunca ben anlamam Türkistanli mürkistanli der. Benim gözüm anababasini tutmadi, bana kalsa; seni katiyyen vermem bunlara. Cocuk efendi biri belli, enisten bana sizin fakülteden beri arkadas oldugunuzu söylediginden; bana da fazla söz kalmamis. Simdi sana ciddi bir soru soruyorum:“ bu cocugu hakikaten istiyormusun, iyi düsün? „ diye de ekler.
Sen,  artik 20 yasina girdin; kendi kararlarini kendin verebilecek bir yastasin. Güzel bir kazancinin oldugu bir meslegin de sahibisin. Kendi ayaklarin üzerinde artik durabileceginden hic süphem yok. Lakin, bundan sonra sorumluluk, tamamen sana aittir kizim; mutlu olursan da, mutsuz olursanda. Bu evden kocanla birlikte cikar; ancak yine, kocanla birlikte girebilirsin; baska türlüsü mümkün degildir, der.Yalniz dönmeye kalkarsan; o vakit, bu evin kapisi sana kapanir. " Bu sartlarda evlenmeyi kabul ediyor musun? "diye sorusunu yineler. Pervin babasinin bu aci konusmasini hayretle dinler; o cok sevdigi babasi, nasil bu kadar kati olabilirdi ona yada olabilecekti.
Sonucta - Tamam baba, diyerek evlenmek istedigini söyler. Bunun üzerine baba, kizini istemeye gelenlere, evlenmelerine riza gösterdigini aciklayarak; hemen o gün söz kesilir ,ve yüzükler takilir cünkü damat adayi 3 gün sonra yeni isi icin Almanya´ya gidecektir.
Böylelikle artik,  Pervin´in de isinde ne kadar calisabilecegi belirlenmis oluyordu.
Akabinde, alelacele Almanya icin vize basvurusunda bulunulacak; vize cikana kadar da Pervin havayollarindaki isine devam edebilecekti.
Gerci, istemeye gelindiginde konusulmustu; isi geregi ucmasi gerekiyordu. Damat tekrar Türkiye´ye dönene kadar beklenilecekti. Sonrasinda ise, yok efendim ucmasin ya da nikahi hemen yapalim gibi söylemlere baslamislardi.Alman konsoloslugununda bir yil en az bekleme süresi sart kostugu icin de Pervin´le Önder´in en kisa zamanda  nikahinin kiyilmasina karar verilir, iki ailece ki dügün sonradan yapilacaktir. Sonucta:
Nikah kiyilmis; artik Pervin kagit üstünde de olsa evli bir kadin olmustur. Cok sevdigi Önder´i de Almanya´dadir ve radyoda ise baslamistir. Pervin ise daha bir kac kez gördügü, henüz kagit üstündeki bu esinin, ailesiyle görüsmeye, onlari her hafta ziyarete mecbur kalmistir.
...............
Kum Tanesinden

9 Nisan 2012 Pazartesi

CEMBERI KAPATMAK PAULO COELHO

Bugün, benim cok güzel buldugum, degerli bir blog arkadasimin paylasimini  sizlere sunma geregi duydum. Umarim sizlere de bu yazi ayni etkiyi yapar. Zaten Paulo Coelho´yu cok severim. Her kitabini bir kac kez okumusumdur.
Bu yaziyi Alp Cetiner´in  Kitap ve Kelimeler adli blogundan izni ile paylasmaktayim.


Çemberleri Kapatmak… Paulo Coelho’dan Yeni Yıl Yazısı…


Bir insan her zaman sahnenin bittiğinin, perdenin indiğinin farkında olmalı. Gereken zamandan daha uzun kalmak için ısrar ederdeniz, mutluluğu ve oynamamız gereken diğer sahnelerin anlamını yitiririz.
Çemberleri tamamlamak, kapıları kapatmak, bölümleri sona erdirmek – ne isim verirseniz verin; önemli olan yaşamda bitmiş olan anları arkada bırakabilmektir.
İşinizi mi kaybettiniz? İlişkiniz sona mı eriyor? Ailenizin evinden mi ayrıldınız? Yurtdışına yaşamaya mı gittiniz? Uzun süren bir dostluk aniden bitti mi? Bunun neden olduğunu düşünerek uzun zaman geçirmek mümkün.
Kendinize yaşamınızda bu denli önemli ve büyük yer tutan şeylerin bir parmak şıklatması süresinde toza dönüşmesinin nedenlerini anlamadan yaşamınızda bir adım daha atmayacağınızı söyleyebilirsiniz. Ama bu yaklaşım, yaşamınızı paylaşan herkes için dehşetli biçimde stresli olacaktır : ebeveynleriniz, eşiniz, dostlarınız, çocuklarınız, kardeşiniz.
Herkes kitabın bölümlerini kapar, yeni sayfaları açar, yaşamına devam ederken sizi durağan bir biçimde görmek hepsini kötü hissettirecektir.
Şeyler olur ve geçer, ve bazen elimizden gelen en iyi şey onların gitmesine izin vermektir.
Bu yüzden, ne kadar acı da verse, hatıralardan arınmak bazen iyidir, küçük şeyleri yok etmek, eşyaları yetimhanelere bağışlamak, kitaplarınızı satmak ya da ödünç vermek.
Bu dünyada görünür olan herşey, aslında görünmeyen dünyanın ifadesidir, yüreklerimizde yer alan şeylerin bir izdüşümü.. -Ve hatıralardan arınmak, bazen yeni hatıralar için yüreklerimizde yer açmak anlamına gelir.
Bırakın gitsinler. Azat edin onları. Arının onlardan.
Kimse hayatı işaretli iskambil kağıtları ile oynamaz, yani bazen kazanır ve bazen de kaybederiz. Geri dönüş beklemeyin her zaman, emeklerinizin takdir edilmesini, dehanızın keşfedilmenizi, aşkınızın anlaşılmasını.
Kendi duygusal televizyonunuzda aynı kanalı izlemeyi bırakın. Bir kayıptan ne kadar acı çektiğinizi gösteren o programı artık izlemeyin. O sizi sadece zehirliyor, başka bir şey değil.
Hiçbir şey, kırık aşk öykülerini kabul etmekten daha tehlikeli değildir hayatta; başlama tarihi olmayan söz verilmiş işlerden veya sizi “ideal zamanı” beklemeye sürekli mecbur eden kararlardan.
Yeni bir fasikül açılmadan, önceki bitirilmelidir: Kendinize geçmiş olanın tekrar geri gelmeyeceğini söyleyin kendinize.
Bir zamanlar o şey veya o kişi olmaksızın yaşayabildiğinizi hatırlatın – hiçbir şey yeri doldurulamaz değildir; bir alışkanlık bir ihtiyaç değildir.
Bu çok belirgin görülebilir, hatta zor olabilir, ancak çok önemlidir.
Çemberleri kapatmak. Gururunuz nedeniyle, yoksunluğunuz veya öfkeniz nedeniyle değil, artık ona hayatınızda yer kalmadığı için.
Kapıyı kapatın, müziği değiştirin, evi temizleyip tozu silkeleyin.
Eskiden olduğunuz kişi olmayı bırakın, ve şimdi olduğunuz kişiye dönüşün.
Mutlu Yıllar.
Paulo
(Çeviri: Utku Kaynar)

7 Nisan 2012 Cumartesi

ERGUVAN AGACI


Evimin önündeki Erguvan agaclari. Tam da  birinin altina  yakin yerde bir bank yapilmis.Dün ögleden sonra hava biraz günesli idi oraya oturdum biraz bahardan payimi almak icin. Basimi kaldirsam bu müthis cicek yagmurunu görüyordum, insana acayip bir huzur veriyor. Yanyana dizili bes agac ve pespembe cicek bulutunda buluyorsunuz kendinizi.  Dedim kendi kendime bahar biraz uzun sürsede su cicekler dökülmeseler,böylesi daha güzel diye...

6 Nisan 2012 Cuma

AYI SARMISAKLI MANTARLI SEBZE TABAGI

GEREKENLER:
1 adet Brokkoli, 250 gr. taze Mantar, 250 gr. kadar taze Fasulye, 9-10 yaprak taze Ayi Sarmisagi
( Bärlauch ), 3 yemek kasigi tereyagi, bir tutam Tuz, bir tutam Karabiber
YAPILISI:
Gerekenler listesindeki sebzeleri iyice yikayin. Bir derin tavaya veya bir tencereye önce 3 yemek kasigi tereyagini eritin. Ince kiyilmis mantarlari da ilave ederek suyunu salmaya baslayinca sirasiyla brokkoli ve yesil fasulyeleri de ilave ederek tama yesil rengi kaybolmayana kadar pisirin. Sonrasinda tuz ve karabiberini serpip servise hazirlayabilirsiniz. Bu yemek, Ayi Sarmisaginin mevsiminde ( Mart- Nisan aylarinda  ormanlardan bile bedavaya toplaya bileceginiz ) hem perhiz hem de  garnitür olarak sunabileceginiz basit malzemelerden olusan cok lezzetli bir yemektir. Sizlere afiyet olsun diyorum.
NOT:
Ben mevsimin ilk ayi sarmisaklarini ormandan cokca toplayabildim. Tereyagini, Pestosunu ve zeytin yagini hazirladim bile. Bir kismini da taze olarak yemeklerde sarmisak yerine kullanmak icin ayirdim. Sarmisak kokusundan cekinenlere öneririm bu sarmisak tadinda ama kokusu keskin degildir.

BOMBUS ARISI BOMBUS HORTORUM

Artik zat- i ahlleri seralarin aranan simalarindan. Kapali alanlarda da ürmelri saglanabildiginden cicek tozlarinin döllenmesinde kullaniliyorlar.

BEYAZ ANEMON ANEMONE NEMOROSA

Henüz acmamis yaban cileklerinin arasinda basini kaldirmis narin  beyaz anemonlar, bugün kesfedebildigim yerdeki güzellerdendiler.

SARI RÜZGAR GÜLÜ ANEMONE RANUNCULOIDES

Artik bahar kendini iyice hissettirdigi gibi iki gün önce  göl kenarindaki gezintimde kamerama yakalanan ciceklerden di bu güzel rüzgar gülleri. Ama her seferinde cok iyi fotograflayamadigimdan sikayetciyim. Ama sanmayin fotoda göründügü biri siradan. Aslinda harika parlakliga sahiptiler.